-
Cok mu sey istiyoruz ?
İnsanlar garip yaratıklar.
Hep daha çok,hep daha fazla isterler.
Elimizdeki yetmez.
Para,mal,mülk vs. şeyler ne kadar fazla olsa bile yetmiyor.
Manevi şeyler bile yetmezken maddi şeyler nasıl yetsin ki zaten.
Gösterdiğin sevgi bile yetersiz kalırken..
Birisine tüm sevginle gidiyorsun,o bile yetmiyor.
Yetmiyor ona şuan verdiklerin.Hep daha fazlası.HEP.
“O” da ne istediğini tam olarak bilmiyor.Ama ağızlara pelesenk olmuş bir kere.
İlla onu istiyorum,onu yaşayacağım diyor.
Bir şey diyemiyorsun.Hakkı var.
Ama o zaman tüm bu curcuna neden?
Nedir bu bencillik?
Romantik uyuzlarınızı kaşımak için mi?
Neden sana verilen yetmiyor? Yetemiyor?
En nihayetinde sevgi bu.
Neden hep daha fazlasını istiyoruz?
Sahip olduklarımızın kıymetini neden bilemiyoruz?
Basit olan şeyleri neden bu kadar zorlaştırmaya çalışıyoruz?
Bu hikaye değişmez.Bizim de sol kaburga artık işlemez.
-
İnsan değilsin.
(via sahracha)
-
Mayıs’ta tüm müzik marketlerde..
Lansman: 17.05.12 Ghetto. -
En sevmediğim geceler zihin ile bedenin kedi köpek gibi didiştiği geceler.
Beden yorgun, göz kapakları sinmek ister. Zihin tamamiyle açık, bir şeylerle oyalanmak ister.
Sonuç olarak yine ben, bedenim ve zihnim ayrı ayrı takılır, geceyi sabah ederiz ; ışık kapalı, beden sere serpe, gözler tavanda, ben ordan oraya. Birkaç dakikalık sahne içinde birden fazla rolü olan figüran misali.
-
Tanimaz Olaydim.
Herkes de oluyor mu bilmiyorum.Ama ben de olduğunu biliyorum.
Bir ortam olur.Dışardan izlersiniz.İçine dahil olmak istersiniz zamanla.
“Ulan ne adam be.Tanışmayı gerçekten çok isterim.” dersiniz kendi kendinize.
Dışarıdan size büyülü gelir,popisi yüksekmiş gibi hissedersiniz.
Tanımadığınız için size farklı,ulaşılamayacak birisi gibi gelir.
Sonra o ortama uyum sağlarsınız.Teker teker hepsiyle tanışırsınız.
Bi’şeyler olsa da tanışsam dediğiniz adamlarla kızlarla..
Ve büyü bozulur.
O insanlarla samimi olduğunuz her an o büyü biraz daha bozulur.
Dışarıdan çok cool ulaşılması zormuş gibi görünen insanlara “Bu muymuş yeaa!” tribiyle yaklaşırsınız.
Tanıdıkça neden önceleri daha farklı geldiğini düşünürsünüz.
Samimiyetiniz ilerledikçe karşındakinin her halini görmeye başlıyorsunuz.Onun içine giriyorsunuz.En pis hareketlerini bile görüyorsunuz.
Büyü burda bozuluyor.
Aranızda samimiyet yokken en basic tavırlarını farkedersiniz ve bu size ilgi çekici gelir.Ama zamanla hepiniz yavşak moda geçersiniz ve birbirinizden bir farkınız kalmaz.
Zaten en başta da öyle bir fark yoktur..
Size de oluyorsa diye.
Bana oluyor da.
-
Yalnizlik Nedir?
- Ceyhun: Kimsin, ismin ne ?
- İskender: İsmim, ee ismim haydut, romantik haydut.
- Ceyhun: Oo ismini vermiyorsun demek.
- İskender : İsmimi verirsem o da beni terkeder diye korkuyorum..
- Ceyhun: Çok ağır bir yalnızlığın ortasındasın galiba.
- İskender: Kuduz bir köpek kadar yalnızım..
- Ceyhun : Yalnızlık dediğin nedir peki Romantik haydut?
- İskender : Yalnızlık, gece ayazında sabaha kadar beklemek gibidir,ısınmak için güneşin doğmasını beklersin, ama o güneş hiçbir zaman doğmaz. Yalnızlık, bulmadığın sevgiyi başka yerlerde aramak gibidir,ne yaparsan yap onu bulamayacağını bilirsin, ama yine de denemekten vazgeçmezsin..Onun boşluğunu hep başka şeylerle doldurmaya çalışırsın..Yalnızlık, aynı havayı soluyup ta bi türlü yanyana olamamak gibidir, Aldığın her nefeste onun kokusunu duymak istersin, ama yapamazsın..Aldığın her nefes ciğerini acıtmaya başlar..Yalnızlık dediğin eski bir sandalyenin gıcırdamasıdır yalnızlık..
- Ceyhun : Off be romantik haydut naptın yeni mi terk edildin yoksa?
- İskender : Terkedildim, herkes terketti gitti beni..Sol kaburgam bile firar etti bedenimden, aradan geçen zaman bile yetmiyor unutmaya,ettiğimiz kavgaları bile özlüyorum,saçlarını okşamayı,ellerini tutmayı,aniden boynuna sarılmayı,bana bakışını, karşımda duruşunu,hatta arkasını dönüp yatışını bile..Ona yavaşca sokulmak, sessizce sarılmak, omuzlarından tutup sımsıkı kendine çekmek..
- : ...
- İskender: Ah yalnızlık..Yalnızlık bir kapıyı açıp dışarı çıkmaktır, o kapının dışında kalmaktır yalnızlık.
-
[Flash 9 is required to listen to audio.]
2 gündür Feist Feist dedik, kadını İstanbul’a getirdik.
2 gündür “The Reminder” albümünü indirmek için bakmadığım site kalmadı.Sonunda hallettim.Bugün de İstanbul’a geleceğini görmek güzel bir süpriz oldu.
26 Ağustos’ta Santralistanbul Kıyı Amfi’de çıkacak “Kadife Ses”.Umarım gidebiliriz.
Ayrıntılar : http://www.biletix.com/etkinlik/N1J03/ISTANBUL/tr
-
Farkindalik
İnsanların algıları değişiyor zamanla.Yaşadıkları,tecrübe ettikleri büyüyor,artıyor.
Farklı şeylere odaklanıyor.Zaman ayıramıyor.Hatta kendine bile.
Sonra yazmayı unutuyor..
En çok verimli yazabileceği anlarda,yaşamının en dolu olduğu zamanlarda bu sefer de yazmak için zaman bulamıyor..
Ben bunu yazabiliyorsam,şuan zamanım var demektir..
Yazmanın güzelliğinin farkına varmak..
Tekrar dönebilmek..Daha çok yazmak..
Bakalım..
-
Ben boyle ruya gormedim.
”..ama düş görebilir insan uykusunda, çok kötü, Çok kötü… Çünkü o ölüm uykularında, Sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından, Öyle düşler görebilir ki insan, Bir düşünsene.”
Rüyalar bilinçaltımızın bize gösterdikleridir.Gün içinde yaşadıklarımız..Daha önce yaşadıklarımız..Yaşamadıklarımız..Yaşayıp isteyip de yaşayamadıklarımız..En çok da bu hüzüne sokar insanı.Yaşamak isteyip onu gerçek hayat değil rüyada görmek..Hiç bitmemesi istenen,uyandığında “Rüyaymış.” deyip devam etmesi için tekrar uyumaya çalışmak..
Bazıları çok anlamsız.Tanımadığınız insanlar,bilmediğiniz yerler..Kimisi de hayatınızdan bir parça..
Sabaha karşı veya gün içinde gerçekleşen uykularda rüya görme oranı çok yüksektir..Bugün(dün) hayatımın en uzun metrajlı rüyasını gördüm..Saatlerce sürdü.Ama muhtemelen 5 dakika falandı gerçek hayatta.
Nadiren olduğu gibi dersten çıktım.Yurdumun bulunduğu kampüse doğru yürüyorum.Karşıdan gerçek hayatta bir kez muhabbetim olduğu yakın bir arkadaşımın arkadaşı geliyor.Gülümsüyor bana.Şöyle de birşey var.Geçen gece bana mesaj atıyor.İçeriğini net hatırlamıyorum fakat sarkıntılık içeren bir mesajdı.Neyse diyorum.Uğraşırız sonra.
Yokuştan kampüsüme doğru gidiyorum.Odama geliyorum.Odam şuan ki yurt odam değil.Bandırmadaki odam.İnsanları da seçemiyorum kim var kim yok.
Akşama halı saha maçım var.Ondan önce birşeyler yemek için dışarı çıkıyorum.
Esnaf lokantası gibi biryer.Pideli köfte istiyor canım.Tabi diyor garson.Ustaya bakıyorum.Elinde döner bıçağı.İskender olan yerde ise aynı iskender şeklinde köfteler ve pideler.Dikey bir pozisyonda usta onları kesiyor.Yaprak döner keser gibi.Onu yemekten vazgeçiyorum.Başka bir masaya geçiyorum.Ordaki yemeği yiyorum.Pilav vardı.Sebzeli.Kuru kuru gitmiyor.Başka bir masaya gidiyorum.Kuru fasulye var.Ama hoşaf gibi.Taneler dibe çökmüş.Suyu üstte ama duru bir su.Bildiğin su.
Sonra garson geliyor.Alıyor ekmeği.Bandırıyor kuru fasulyeye.Hayretle karşılıyorum.Garsonlar artıkları yiyormuş orada.Usta öyle diyor.
Saate bakıyorum.Maça 10 dakika var.Odaya gidip üstümü değiştirmem gerekiyor.Ordan çıkıyorum ve odaya geliyorum.Komidinin en alt çekmecesi forma çekmecem.Evimde de bu böyledir.Bir sürü forma var.Nostaljik forma çoğu.Bursaspor’un formasını alıyorum ve giyiyorum.Muhtemelen 80’lerden kalma bir forma.Belki daha da eski.Üstüme dar da geliyor ama giyip hemen çıkıyorum yola.
Halı sahaya geliyorum.Kenarda ısınıyorum.Başka bir maç var sahada.Zamanın gelmesini bekliyoruz.
Tam o sırada ben ısınırken bir kız geliyor.Kız başka bir kız fakat gerçek hayattan onu tanıyorum.Muhabbetim yok.Kendisini biraz zayıflamış görüyorum.Kilo vermiş.Gerçek hayatta da öyle olmasını isterdim onun.Hoş bir kız kendisi.
Yanımdan geçiyor.Elimde iPhone var.Telefonu değişik bir şekle sokuyorum ve kız yanımdan geçerken eteğinin altını görüyorum(nedense).
Garipti.Kız uzaklaşıyor.Uzaklaşırken de gülümsüyor bana.
Maç saati geliyor.Stad birden Bandırmaspor’un eski stadı halini alıyor.Ben de çok ünlü bir golcüye dönüşüyorum.Bounes Aires isimli bir takıma tarihin en kritik golünü atıyorum.Maçı kazanıyoruz.
Röportajımda golü aileme armağan ediyorum.Tırnağım kanıyor.Ama kan gibi akışkan değil daha bir yoğun.Partiküllü.Hiçbirşey olmamış gibi parmağımı yalıyorum.Ve uyanıyorm..
Karşılaştığım kızların ikisini de biliyorum.İkisiyle de muhabbetim yok.Arkadaşlarımın arkadaşları.İkisini de bugün görmüştüm.Rüyayı görmeden 2 saat önce.Geçenlerde de canım pideli köfte çekmişti.Bunlar rüyadaki günlük yansımalardı büyük ihtimal.Kafam da bunlara uygun bir senaryo hazırladı.
Uzun zaman sonra bir rüyadan bu kadar keyif aldım.Başka bir evrende başka bir yaşamı yaşıyormuş hissi gibiydi.
Kimilerimiz görmek istediklerini görebilmek için rüyalara dalmak isterler.Eski bir sevgili,ölmüş bir yakın,ulaşılması zor bir başarı veya amaç..
Kimimiz görmek istemediklerimizi görürüz.Sanki zorlanmış gibi..
Kimimiz de günün yansımalarını yaşarız rüyamızda..Ne görmek istediklerimizi ne de istemediklerimizi görürüz.
En keyifli olanı bu sanırım.İsteyip sadece rüyamda görmektense,istemeyip mecburen rüyamda görmektense,bilinçaltımın bana yaşattığı bambaşka ve alakasız senaryoyu görmek..
-
Oldukca guzel.








